Vitrindeki albümler

PİNHÂNİ & YAYLA TRİO ‘BERABER BERABER’

Pinhâni topluluğu malumunuz… Yönetim kurulu başkanı Sinan Kaynakcı ise son dönem kaliteli pop müziğimizin en üretken ve yetenekli isimlerinden; koltuğunda kıpırdamadan oturamayacak kadar da çalışkan ve projeci. Son projelerinden biri (iki Hemşinli müzisyen Erdem Akın ve Onurcan Çelik ile oluşturduğu) Yayla Trio.

Yayla Trio önce geleneksel Karadeniz müziği yapmak ve anonim parçaları yorumlamak üzere yola çıkmış; ancak bir süre sonra direksiyonu beste yapmaya kırmış; hal böyle olunca da ihale Sinan’a kalmış. Çıkardıkları “Beraber Beraber” adını taşıyan dokuz şarkılık albümde tüm şarkıların sözü, müziği ve düzenlemesi Sinan’a ait.

Yayla Trio bir taklide kapılmak yerine Karadeniz müziğinden kopmamış, ona sadık kalmak suretiyle işin içine polifonik öğeleri katarak zenginleştirmiş, geleneksel halk müziğine yeni bir soluk getirmiş. Ortaya pop’tan ska’ya kadar bir skala çıkmış.

Karadenizli olmamasına rağmen farklı bir kültürü iyi sindirmiş, sevgiyle içine sığdırmış Sinan. Albümdeki birbirinden güzel şarkılar arasından Karadeniz insanının ruhunu, duygu ve karakterini en iyi verenlerden bir “Girdum İçeri”. Gerçekten de farklı bir kültürün kapısından ustaca girmiş içeri Sinan. Artık o da bir fahri Hemşinli.

KUM & BEDEVİLER ‘APARTMANLAR’ (SONY MUSİC TÜRKİYE)

Burkut Kum bir dönem İngiltere’de yaşamış, hayranı olduğu (The Fall’un lideri) Mark E. Smith gibi serseri görünümlü bir duygusal. İlk albümünü Kum adıyla çıkarmıştı. Şimdi arkasında gitarlarda Luca Fritz ile Alper Ekiz, basta Denzi ve davulda Orkun Tunç’tan oluşan Bedeviler topluluğu var. Bir de “Apartmanlar” albümü.

Topluluğun ve albümlerinin yakın müzik tarihine uzanan sayısız referansı var ancak tabiri caizse “başına buyruk…” olarak dile getirebileceğimiz birkaç tarafı da yok değil. Seksenlerin punk’ına, doksanların alternatif müziğine sadıklar. Sound olarak kirli punk gitarlar, koşan davullar, homurdanan baslar gibi tipik özellikleri bağırlarında taşıyorlar. Ancak asıl yorum kısmı bu işin vokalinde ve sözlerinde yoğunlaşıyor. Kum alışıldık estetik kaygılar taşımıyor; güzel ve güçlü bir ses olmak için debelenmiyor. Tersine, büyük bir rahatlık ve gevşeklik içinde salınarak söylüyor. Bu durum fark yaratıyor. Basit ve dobra sözler de temsil ettiği kuşağın mihmandarı olarak bu ruhu iyi yansıtıyor.

Kısa sürede, neredeyse doğaçlama kaydedilmiş albümdeki 14 parçanın söz ve müziği Kum’a, düzenlemeler ise hepsine ait. Enerjisi yerinde, elektriği iyi bir albüm. Aynı sakızı çiğnemekten yorulanlar için Kum’da kayısı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir